İstanbul / Türkiye
+90 545 491 15 96

AYM (Anayasa Mahkemesine) Bireysel Başvuru Sunumu

AYM (Anayasa Mahkemesine) Bireysel Başvuru Sunumu

YÖNTEMİ VE KABUL EDİLEBİLİRLİK İNCELEMESİ

Slayt 1

Dipnot:

Bireysel başvuru ile ilgili başta başarılı ülke ve AİHM uygulamaları ve istatistikleri göz önüne alındığında başvuruların büyük çoğunluğunun kabul edilemez nitelikteki, temelsiz başvuru ve taleplerden oluştuğu görülmektedir. 

Bireysel başvurunun düzenli işleyişi, her şeyden önce bir temel hak ihlali içeren başvuru ile bu nitelikte olmayan başvuruların birbirinden mümkünse daha başlangıçta birbirlerinden ayrılmasıyla mümkündür.

Bireysel başvuruya erişim açısından prensip olarak herkesin şikayetini başka bir kişi ya da kurumun onayına ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan bir dilekçe ile yapabiliyor olması nedeniyle her gün onlarca dilekçe alınmaktadır.

Bu sunumda, öncelikle bireysel başvuruda kabul edilebilirlik kriterleri yönünden inceleme yapmakla görevli birim ve organlara değinildikten sonra kabul edilebilirlik kriterlerinin genel özellikleri ile her bir kabul edilebilirlik kriterine Anayasa Mahkemesinin yaklaşımı ve uygulama örnekleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Bireysel başvuru yargılamasında, Sözleşme kapsamındaki bir Anayasal hakkın ihlal edilip edilmediğinin incelenebilmesi için, başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını taşıması gerekir. Kabul edilebilirlik şartları Kanunun 45, 46, 47. maddelerinde ve 48(2). fıkrasında düzenlenmiştir.

Slayt 2
Slayt – 3
Slayt – 4
Slayt -5
Slayt -6
Slayt -7
Slayt -8
Slayt -9

Dipnot:

Karar: BB. Karar no: 12/2/2013 tarih ve 2012/1075.

 Kararın Özeti:

Başvurucu çalıştığı şirket tarafından Ankara dışında görevlendirilmesi nedeniyle süresi içinde bireysel başvurusunu yapamadığını, bu durumun haklı bir sebep teşkil ettiğini ileri sürmüş ve başvurusunun kabul edilmesini talep etmiştir.

Yüksek Mahkeme, ileri sürülen mazeretin haklı olup olmadığının her başvuruda, olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceğini belirtmiştir.

Mahkeme, başvuru konusu olayda, başvurucunun ileri sürdüğü hususun haklı mazeret olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmış  “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Slayt -10
Slayt – 11

Dipnot:

Karar: AYM. BB. 25/12/2012 tarih ve 2012/22.  

Kararın Özü:

 Köy tüzel kişiliğini yayla  uyuşmazlığına ilişkin davaya  ilişkin başvurusunda, bireysel başvuru, kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanan hak ihlallerine karşı tanınan bir yol olduğundan kamu tüzel kişilerine bireysel başvuru hakkı tanınması, bu anayasal kurumun hukuki niteliği ile bağdaşmamaktadır..

Kamu tüzel kişisi olan başvurucunun bireysel başvuru ehliyeti bulunmadığından, başvurunun “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Karar: AYM 25/12/2012 tarih ve 2012/95 

Kararın Özü:

Özel hukuk tüzel kişileri (dernekler, vakıflar, ticari ortaklıklar vb.) bireysel başvurunun niteliği gereği sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilirler.

Üyelerinin durumlarını etkileyen ancak kendisinin mağduru olmadığı bir işlem aleyhine, bir derneğin bireysel başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır. 

Karar: AYM. BB.  5/3/2013 tarih ve 2012/743 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:

Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan ve kamu tüzel kişiliğini haiz Doğubayazıt Ticaret ve Sanayi Odası’na, kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru yapamayacaklarını hükme bağlayan 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yapma hakkı tanınmamıştır.

Karar: AYM, BB. 12/2/2013 tarih ve 2012/1327. 

Kararın Özü:

 Başvurucu (Ballıdere Belediye Başkanlığı), 6360 sayılı Kanun gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak köye dönüşecek olmasına yönelik yaptığı bireysel başvuruda, Anayasa’nın 127. maddesinin birinci fıkrası uyarınca karar organları seçimle işbaşına gelen ve kamu tüzel kişiliğini haiz mahalli idare birimi olan belediyeye, kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru yapamayacaklarını hükme bağlayan 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yapma hakkı tanınmamıştır.

Slayt – 12

Dipnot:

Karar: AYM BB. 12/2/2013 tarih ve 2012/69. 

Kararın Özü:

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (5) numaralı fıkrası ve İçtüzük’ün 80. maddesine göre başvurucunun başvurunun her aşamasında başvurudan feragat etmesi mümkündür. 

Bireysel başvuru harcı, başvuru sürecinin başlatılması için alınmaktadır. Başvuru sürecinin, esas hakkında inceleme ile sonuçlanması zorunlu olmayıp, ön inceleme veya kabul edilebilirlik incelemesi ile de sona ermesi mümkündür.

Fazla veya yersiz olarak tahsilât yapılması hâlleri hariç, başvurudan feragat durumunda bireysel başvuru harcının iadesi mümkün değildir.

Slayt – 13

Dipnot:

Karar: AYM. BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/237.  

Kararın Özü:  Konu bakımından yetkisizlik:

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, kamusal bir düzenlemenin soyut biçimde Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir.

Bir yasama işleminin, temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda, bireysel başvuru yoluyla doğrudan yasama işlemine değil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı başvuru yapılabilecektir. Bu şekilde bireysel başvuru yolunun kullanılabilmesi için söz konusu işlem, eylem ve ihmallere karşı başvurulabilecek kanun yollarının da tüketilmiş olması gerekir.

Karar: AYM. BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/799 sayılı Kararı.   

Açıkça dayanaktan yoksunluk– açık ve görünür bir ihlalin olmaması

 Kararın Özü:         

Anayasa’da tüm mahkeme kararlarının temyiz edilebilmesi hakkını içeren bir kurala yer verilmemiştir.

Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından imzalanan ancak henüz onaylanmayan Ek 7 nolu protokolünün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı”nı düzenleyen 2. maddesinde “az önemli suçlar” yönünden bu hakka istisna getirilebileceği düzenlenmektedir

Ceza adalet sistemi üzerinde sonuçları dikkate alındığında “az önemli suçlar” kategorisi içerisinde mütalaa edilmesi mümkün suçlar yönünden temyiz sınırı öngörülmesinin ve kanunda belirlenen sınırının, adalet duygusunu rencide edecek veya hukuk devleti kavramıyla bağdaşmayacak sonuçlara yol açacak boyutta bulunmaması nedeniyle anayasal hakları ihlal etmediği açıktır. (Anayasa Mahkemesinin 23/7/2009 tarih ve E.2006/65, K.2009/114 sayılı kararı).

Karar: AYM. BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/1049 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:  Adil yargılanma hakkı:

Başvurucu, İzmir’de 19/3/2012 tarihinde yerel bir gazetede yayımlanan köşe yazısı ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikâyet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda, köşe yazarı ve sorumlu yazı işleri müdürü hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve sözü edilen karara karşı yaptığı itirazın Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür

 Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir.

Karar: AYM. BB. 5/3/2013 tarih ve 2012/30 sayılı Kararı.

Konu bakımından yetkisizlik

 Kararın Özü:

Bireysel başvuru yolu, kamusal bir düzenlemenin soyut olarak Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiş ve bu kapsamda bireylere doğrudan yasama işleminin iptalini isteme yetkisi tanınmamıştır. Bir yasama işleminin, temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda, doğrudan yasama işlemine karşı değil, bunun uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir.

Doğrudan ve soyut olarak yasama işlemlerine karşı yapılan başvurunun “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Karar: AYM. BB. 12/2/2013 tarih ve 2012/620 sayılı Kararı.

Konu bakımından yetkisizlik – Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler

– Spor Tahkim Kurulu kararları

Kararın Özü:

Bir spor federasyonun başkanı olan başvurucu hakkında, görevi nedeniyle açılan soruşturma sonucunda Spor Genel Müdürlüğü Merkez Ceza Kurulunun kararıyla hak mahrumiyeti cezası verilmiş, başvurucunun itirazı üzerine Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu, kararda isabetsizlik bulmamış ancak karara konu eylemin başka bir madde kapsamında olduğu gerekçesiyle o madde uyarınca aynı süre hak mahrumiyeti cezası vermiş, karar düzeltme talebi ise koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olmadığını, kendisine yöneltilen suçlamanın niteliğinden haberdar olmadığını, göstermiş olduğu tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığını, Tahkim Kurulu kararına karşı itiraz yolunun bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemlerin bireysel başvurunun konusu olamayacağının; Anayasa’nın 59. maddesinde ise spor tahkim kurulu kararlarına karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağının hükme bağlandığını hatırlatmıştır.

Mahkeme, başvuru konusu olayda, Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu kararına karşı başvuru yapıldığını tespit etmiştir. Bu nedenle Mahkeme, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelemeksizin, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Karar: AYM. BB. 5/3/2013 tarih ve 2012/837 sayılı Kararı.

 Kabul edilemezlik nedenleri – Konu bakımından yetkisizlik – Yasama işlemleri

Kararın Özü:

İki dönem üst üste ticaret borsası yönetim kurulu başkanlığına seçilmiş olan başvurucunun 2013 yılı Mayıs ayında başlayıp Haziran ayında tamamlanacak olan oda ve borsaların organlarının seçimlerinde yeniden seçilmesini, başvuru tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanlara aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilme yasağı öngören bir kanun hükmü engellemektedir

Bireysel başvuru yolu, kamusal bir düzenlemenin soyut olarak Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiş ve bu kapsamda bireylere doğrudan yasama işleminin iptalini isteme yetkisi tanınmamıştır. Bir yasama işleminin, temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda, doğrudan yasama işlemine karşı değil, bunun uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir.

Doğrudan ve soyut olarak yasama işlemine karşı yapılan başvurunun “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Slayt – 14

Dipnot:

Karar: AYM. BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/260 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:

Tutukluluğa itirazın reddine ilişkin kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olması halinde başvurunun, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/595 sayılı Kararı.

Kararın Özü:

1632 sayılı Kanun’un başvuruya konu oda hapsi cezasının verildiği ve uygulandığı tarihte yürürlükte olan mülga 181. maddesi gereğince anılan Kanun kapsamında verilen disiplin cezalarının, cezalıya tebliğ edildiği tarihte kesinleşeceği hususunda duraksamaya yer bulunmamaktadır.

Başvuruya konu oda hapsi cezası, başvurucuya tebliğ edildiği 22/11/2008 tarihinde ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleşmiştir.

Başvurucu, hakkında verilen oda hapsi cezasına karşı Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi başladıktan sonraki tarih olan 25/9/2012 tarihinde şikâyet yoluna başvurmuş ise de şikâyetin verilen cezanın kesinleşmesi üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Slayt – 15
Slayt -16

Dipnot:

AYM. BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/26 sayılı Kararı.

Kararın Özü:

           Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına bu yolun tüketildiği anlamına gelmez. Bir kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi için öncelikle yapılan başvurunun sonucunun beklenmesi ve inceleme süresince öngörülmüş olan usul ve diğer koşullara uygun hareket edilmesi gerekir. Başvurucunun, etkili ve sonuç almaya yeterli görerek başvurduğu bir kanun yolunun sonucunu beklemeksizin, karar düzeltme talebinden feragat etmek suretiyle bu süreci kendi iradesiyle sona erdirdiği ve böylece olağan kanun yollarını usulüne uygun bir şekilde tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Karar Bilgileri: AYM. 26/3/2013 tarih ve 2012/403 sayılı Kararı

Kararın Özü: Bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.

Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.

Hukuk davalarında 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabilmektedir. Bu yola başvurulması hâlinde karar düzeltme talebine ilişkin bir karar verilinceye kadar mahkeme kararının kesinleşmesi ve başvuru yollarının tüketilmesi söz konusu değildir. Bu durumda karar düzeltme talebine ilişkin bir karar verilmeden hukuk yollarının tüketildiği söylenemez.

Hukuk davalarında karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için, öncelikle bu talebe ilişkin kararın beklenerek bu yolun tüketilmesi gerektiği açıktır. Başvuru konusu olayda, başvurucuların karar düzeltme talebi hakkında henüz karar verilmediğinden olağan kanun yolları tüketilmemiş sayılmaktadır.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/670 sayılı Kararı.

Başvuru yollarının tüketilmemiş olması-ara kararlar-hâkimin reddi

Kararın Özü:

Başvuru konusu olayda başvurucunun yargılandığı dava hâlen kovuşturma aşamasında olup hüküm verilmemiştir. Başvuruya konu edilen hâkimin reddi ve mahkemenin görevsizliği talebine ilişkin ilk derece ve itirazı inceleyen mahkemeler tarafından verilen kararlar 5271 sayılı Kanun’un anılan hükümleri uyarınca ara karar niteliğinde olup, bu kararların hükümle birlikte temyiz kanun yolunda incelenmesi mümkündür.

Açıklanan nedenlerle, ihlal iddiasına konu kararlar için öngörülmüş olan kanun yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulmuştur.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/781 sayılı Kararı. 

Yargılamanın yenilenmesi Anayasa mahkemesi, temyiz yoluyla verilen onama kararından sonra başarısız bir yargılanmanın yenilenmesi talebinin kararın kesinliğine bir etkisinin bulunmayacağını ifade ederek esas davayı dikkate almıştır. Esas davadaki kararın da 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/946 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:

 Mülga 1086 sayılı Kanun’un 74. maddesi uyarınca mahkemelerce davacının talebi dışında, talepten fazlaya veya başka bir şeye hükmedilemeyeceği gibi, davacı tarafından talep konusu yapılmayan veya davalı tarafından karşılık dava ile talep edilmeyen bir hususta resen karar verilemez.

 Başvurucu kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazmini amacıyla ayrı bir dava açmadığı veya karşılık dava ile de bu talebini ileri sürmediği için başvuru konusuna ilişkin olarak yargısal yollar tüketilmemiştir.

Karar Bilgileri: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/1177 sayılı Kararı.

Başvuru yollarının tüketilmemiş olması-karar düzeltme

Kararın Özü:

Karar düzeltme yoluna başvurulması halinde karar düzeltme talebine ilişkin bir karar verilinceye kadar olağan kanun yolları tüketilmiş olmayacaktır. Bir başka ifadeyle, kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi için öncelikle yapılan başvurunun sonucunun beklenmesi gerekir. Bu çerçevede, askeri idari yargı önündeki davalarda karar düzeltme yoluna başvurulması halinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için, öncelikle karar düzeltme talebinin sonucunun beklenmesi, böylece bu yolun tüketilmesi gerektiği açıktır.

Karar Bilgileri: AYM BB.  5/3/2013 tarih ve 2012/74 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:

Başvuru konusu işleme karşı idari ve yargısal kanun yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı takdirde başvurunun “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Slayt – 17

Dipnot:

AYM. BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/26 sayılı Kararı.

Kararın Özü:

           Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına bu yolun tüketildiği anlamına gelmez. Bir kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi için öncelikle yapılan başvurunun sonucunun beklenmesi ve inceleme süresince öngörülmüş olan usul ve diğer koşullara uygun hareket edilmesi gerekir. Başvurucunun, etkili ve sonuç almaya yeterli görerek başvurduğu bir kanun yolunun sonucunu beklemeksizin, karar düzeltme talebinden feragat etmek suretiyle bu süreci kendi iradesiyle sona erdirdiği ve böylece olağan kanun yollarını usulüne uygun bir şekilde tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Karar Bilgileri: AYM. 26/3/2013 tarih ve 2012/403 sayılı Kararı

Kararın Özü:

Bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.

Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.

Hukuk davalarında 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabilmektedir. Bu yola başvurulması hâlinde karar düzeltme talebine ilişkin bir karar verilinceye kadar mahkeme kararının kesinleşmesi ve başvuru yollarının tüketilmesi söz konusu değildir. Bu durumda karar düzeltme talebine ilişkin bir karar verilmeden hukuk yollarının tüketildiği söylenemez.

Hukuk davalarında karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için, öncelikle bu talebe ilişkin kararın beklenerek bu yolun tüketilmesi gerektiği açıktır. Başvuru konusu olayda, başvurucuların karar düzeltme talebi hakkında henüz karar verilmediğinden olağan kanun yolları tüketilmemiş sayılmaktadır.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/670 sayılı Kararı.

Başvuru yollarının tüketilmemiş olması-ara kararlar-hâkimin reddi

Kararın Özü:

Başvuru konusu olayda başvurucunun yargılandığı dava hâlen kovuşturma aşamasında olup hüküm verilmemiştir. Başvuruya konu edilen hâkimin reddi ve mahkemenin görevsizliği talebine ilişkin ilk derece ve itirazı inceleyen mahkemeler tarafından verilen kararlar 5271 sayılı Kanun’un anılan hükümleri uyarınca ara karar niteliğinde olup, bu kararların hükümle birlikte temyiz kanun yolunda incelenmesi mümkündür.

Açıklanan nedenlerle, ihlal iddiasına konu kararlar için öngörülmüş olan kanun yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulmuştur.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/781 sayılı Kararı. 

Yargılamanın yenilenmesi

Anayasa mahkemesi, temyiz yoluyla verilen onama kararından sonra başarısız bir yargılanmanın yenilenmesi talebinin kararın kesinliğine bir etkisinin bulunmayacağını ifade ederek esas davayı dikkate almıştır. Esas davadaki kararın da 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Karar: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/946 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:

 Mülga 1086 sayılı Kanun’un 74. maddesi uyarınca mahkemelerce davacının talebi dışında, talepten fazlaya veya başka bir şeye hükmedilemeyeceği gibi, davacı tarafından talep konusu yapılmayan veya davalı tarafından karşılık dava ile talep edilmeyen bir hususta resen karar verilemez.

 Başvurucu kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazmini amacıyla ayrı bir dava açmadığı veya karşılık dava ile de bu talebini ileri sürmediği için başvuru konusuna ilişkin olarak yargısal yollar tüketilmemiştir.

Karar Bilgileri: AYM BB. 26/3/2013 tarih ve 2012/1177 sayılı Kararı.

Başvuru yollarının tüketilmemiş olması-karar düzeltme

Kararın Özü:

Karar düzeltme yoluna başvurulması halinde karar düzeltme talebine ilişkin bir karar verilinceye kadar olağan kanun yolları tüketilmiş olmayacaktır. Bir başka ifadeyle, kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi için öncelikle yapılan başvurunun sonucunun beklenmesi gerekir. Bu çerçevede, askeri idari yargı önündeki davalarda karar düzeltme yoluna başvurulması halinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için, öncelikle karar düzeltme talebinin sonucunun beklenmesi, böylece bu yolun tüketilmesi gerektiği açıktır.

Karar Bilgileri: AYM BB.  5/3/2013 tarih ve 2012/74 sayılı Kararı.

 Kararın Özü:

Başvuru konusu işleme karşı idari ve yargısal kanun yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı takdirde başvurunun “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Slayt – 18
Slayt – 19
Slayt – 20 Bitti

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir